Heykel penguen 
Pazartesi, Ağustos 04, 2008
Rafting heyecanı
Tennessee'nin güneydoğusundaki Ocoee River çağlayan sularda adrenalin seviyesini yükselterek coşku ve heyecan yasamak isteyenlerin akın ettigi bir nehir. 1996 Atlanta Olimpiyatlari'nda kano ve slalom kayak yarışlarına ev sahipliği yapan nehir nisan ayından ekime kadar doga ile icice olmak isteyen maceraseverleri misafir ediyor. Uyesi oldugum Vanderbilt Universitesi Outdoor Recreation Merkezi'nin organize ettigi rafting, hiking ve camping doga ile basbasa kalmamiza firsat verdi. Nehrin azgin sularinda kurek sallamak, suyun hizlanip kivrimlar olusturdugu girdaplarda devrilmeden, bottan dusmeden parkuru tamamlamak ayri bir heyecan veriyor insana. Adrenalin seviyesinin maksimumlara firladigi anlarin verdigi heyecani yasamak ayri bir tutku raftingseverler icin.
Salı, Haziran 12, 2007
Pazartesi, Mayıs 21, 2007
Tennessee'de Ağrı Dağı efsanesi

Merhabalar
Sema gosterisi ile huzur buldugumuz Subat'tan bu yana size seslenemedim, araya epey zaman girdi. Aradan gecen bunca zamandan sonra sizlere ilk ogrendigimde sasirdigim ilginc bir konudan sozedecegim. Kutsal kitaplarin bircogunda anlatilan Nuh Tufani’ndan hepimiz azcok haberdariz. Kur’an’da ayrintilari ile anlatilan Nuh Tufani ve Hz Nuh’un yaptigi gemi yillarca bircok arastirmacinin, arkeologun ilgisini cekmis bu konuda degisik yerlerde arastirmalar yapilmistir. Nuh’un gemisinin Agri Dagi eteklerinde karaya oturdugu varsayimi da bunlardan biri. Agri Dagi’nda Nuh’un gemisiyle ilgili olarak yillar once yapilan arastirmalardan da bazilarimiz haberdardir sanirim. Lise yillarimda Amerikali bir arkeologun Agri Dagi’nda Nuh’un gemisinin kalintilarini arastirdigini ve onemli sonuclar elde ettigini animsiyorum. 1980'li yillardaki bu bilgi duydugum kadariyla kalmisti aklimda. Ancak bu arkeologun Nashville’in guneyinde 55 mil uzaklikta yasadigini ve burada basta Nuh’un gemisi olmak uzere yaptigi arkeolojik arastirmalarla ilgili kucuk bir muze kurdugunu aradan gecen 20 yildan fazla bir surede, Amerika'ya geldikten sonra ogrendim. Beni son derece sasirtan bu olaydan nasil haberdar oldugumu anlatayim.
Spring Hill’de gecen yil acilan Sultan’s Table’a yemege gittigimde masada dikkatimi ceken bir kitabi karistirmaya baslayinca bir de ne goreyim, kitap, A’dan Z’ye Agri Dagi’nda Nuh’un gemisiyle ilgili yapilan arastirmalari anlatiyor. 300 sayfaya yaklasan kitapta Tennessee Cornersville’de yasayan arkeolog Ron Wyatt’i Agri Dagi’na goturen surec ve sonrasindaki arastirmalar, Turk arkeologlari ile yapilan ortak calismalar, sivil ve askeri yetkililerin destekleri, arastirmacilarin yore koyluleri ile kurdugu dostluklar, en ince ayrintilarina kadar satir satir fotograflar esliginde anlatiliyor. Ron Wyatt’in Agri Tendurek’te Nuh’un gemisini arama dusuncesi ilk olarak 1960 yilinda Life Magazine dergisinde gordugu bir Turk gozlem ucagi pilotu tarafindan 10 bin feetten cekilen bir fotograf ve makaleden sonra kafasina yerlesiyor. O zaman 27 yasinda olan genc Wyatt, kendini bu konuyu arastirmaya veriyor ve konuyla ilgili tum kaynaklari didik didik ediyor yogun cabalarin ardindan 1977 yilinda da esi ve iki oglu ile Turkiye’ye ayak basiyor. Istanbul’dan Ankara’ya otobusle oradan da trenle Dogubeyazit’a gecen Wyatt zorlu bir yolculugun ardindan Uzengili Koyu yakinlarindaki gemiye benzeyen bolgeye ulasiyor. Ve yillar surecek arastirmalar da basliyor.
Kitabi, Sultan’s Table’a yemege gelen muze gorevlilerinden birisi birakmis nasilsa Turk restauranti, ilgi ceker diye. Kitabi karistirdiktan sonra hemen internete girdim ve konuyla ilgili diger detaylari gozden gecirdim. 6 yildir yasadigim Nashville’e bir saat uzaklikta adeta ulkemin bir parcasi olan bu mekani gormeliydim zaman gecirmeden. Hemen, en az benim kadar benzer konulara ilgi duyan TSU’de gorevli arkadasim Docent Doktor Ali Safak Sekmen’i arayip, “Hocam senin de ilgini cekecek bir konu var bu pazar oraya gidelim. Burnumuzun dibinde, Turkiye’den binlerce kilometre uzakta Amerika’nin bir guney kasabasinda Agri Dagi’ndan kareler var ” dedim. Safak hoca beni sasirtmadi ve 20 Mayis Pazar gunu I-65 numarali Hwy uzerinden Nashville’in guneyine dogru yola ciktik.
Bir saati bulan yolculugun ardindan karsimiza cikan yer oyle bildik muzeler gibi degildi kuskusuz. Oyle bir yer beklemiyorduk zaten internetten de gordugumuz icin. Ron Wyatt’in olumunden once insaa ettirdigi binada Wyatt’in Agri, Misir, Israil ve Kizildeniz’deki arastirmalari video goruntuler ve fotograflar esliginde anlatiliyor.
Bes dolar odeyerek girdigimiz binada dikkatimizi bir Turk bayragi cekiyor hemen Ron Wyatt ve Agri Dagi fotograflarinin uzerinde asilmis olarak duran. Wyatt Archaeological Research Center’in Baskani Richard Rives karsiliyor bizi ve Turk oldugumuzu ogrenince sanki hemserileri ile karsilasmis gibi heyecanlaniyor. Rives, Wyatt hayatta iken onunla birlikte calismis ve zaman zaman yine Turkiye'ye gidip geliyor. Amerika’nin bu issiz kasabasinda Agri Dagi diyarindan birilerini gormek hosuna gidiyor ve hemen derdini anlatmaya basliyor. Rives, ilk yaptiklari arastirmalarin uzerinden yillar gectigini, gemi kalitinin bulundugu bolgede son teknolojik imkanlarla yeniden bir radar taramasi yapmak istediklerini ancak Ataturk Universitesi’nin kendilerine olumsuz yanit verdiginden yakiniyor ve bizden yardimci olup olamayacagimizi soruyor. Kazi yapilmayacagini ve cevreye bir zarar verilmeyecegini onemle vurguluyor. Biz de kendisine Houston'daki Turkiye Konsoloslugu ile temasa gecmesini, bu konuda yardimci olabilecegimizi soyluyoruz.
Iceride ilk olarak Ron Wyatt’in Agri Dagi’ndan baslayarak Ortadogu’nun cesitli bolgelerinde yaptigi arkeolojik arastirmalarin video goruntulerini izliyoruz. Video izletilen salon tamamen Agri Dagi’ndaki calismalar, Wyatt’in bulmayi hayal ettigi Nuh’un gemisinin maketi ve tufani tasvir eden resimlerle dolu. Duvarlarda, calismalarin yapildigi donemde Turk basininda cikan haberler de hemen dikkati cekiyor.
Iki salondan olusan muzedeki gezimiz uzun surmuyor ve Mr Rives Nashville’deki Turk toplumunu konudan haberdar etmemizi ve Agri Dagi’nda tekrar arastirma yapmak icin yardimci olmamizi isteyerek bizi sicak sekilde ugurluyor, Ron Wyatt’in esi Mary Nell Wyatt tarafindan kaleme alinan “The Boat-Shaped Object on Doomsday Mountain” Is This the Remains of Noah’s Ark? kitabini ve arkeolojik calismalardan olusan cd setini de vermeyi ihmal etmeden. Safak hoca ile Turkiye'nin bir kosesini ziyaret etmiscesine hos duygurlarla Cornersville'den ayriliyor Nashville'e dogru yola cikiyoruz.
Sema gosterisi ile huzur buldugumuz Subat'tan bu yana size seslenemedim, araya epey zaman girdi. Aradan gecen bunca zamandan sonra sizlere ilk ogrendigimde sasirdigim ilginc bir konudan sozedecegim. Kutsal kitaplarin bircogunda anlatilan Nuh Tufani’ndan hepimiz azcok haberdariz. Kur’an’da ayrintilari ile anlatilan Nuh Tufani ve Hz Nuh’un yaptigi gemi yillarca bircok arastirmacinin, arkeologun ilgisini cekmis bu konuda degisik yerlerde arastirmalar yapilmistir. Nuh’un gemisinin Agri Dagi eteklerinde karaya oturdugu varsayimi da bunlardan biri. Agri Dagi’nda Nuh’un gemisiyle ilgili olarak yillar once yapilan arastirmalardan da bazilarimiz haberdardir sanirim. Lise yillarimda Amerikali bir arkeologun Agri Dagi’nda Nuh’un gemisinin kalintilarini arastirdigini ve onemli sonuclar elde ettigini animsiyorum. 1980'li yillardaki bu bilgi duydugum kadariyla kalmisti aklimda. Ancak bu arkeologun Nashville’in guneyinde 55 mil uzaklikta yasadigini ve burada basta Nuh’un gemisi olmak uzere yaptigi arkeolojik arastirmalarla ilgili kucuk bir muze kurdugunu aradan gecen 20 yildan fazla bir surede, Amerika'ya geldikten sonra ogrendim. Beni son derece sasirtan bu olaydan nasil haberdar oldugumu anlatayim.
Spring Hill’de gecen yil acilan Sultan’s Table’a yemege gittigimde masada dikkatimi ceken bir kitabi karistirmaya baslayinca bir de ne goreyim, kitap, A’dan Z’ye Agri Dagi’nda Nuh’un gemisiyle ilgili yapilan arastirmalari anlatiyor. 300 sayfaya yaklasan kitapta Tennessee Cornersville’de yasayan arkeolog Ron Wyatt’i Agri Dagi’na goturen surec ve sonrasindaki arastirmalar, Turk arkeologlari ile yapilan ortak calismalar, sivil ve askeri yetkililerin destekleri, arastirmacilarin yore koyluleri ile kurdugu dostluklar, en ince ayrintilarina kadar satir satir fotograflar esliginde anlatiliyor. Ron Wyatt’in Agri Tendurek’te Nuh’un gemisini arama dusuncesi ilk olarak 1960 yilinda Life Magazine dergisinde gordugu bir Turk gozlem ucagi pilotu tarafindan 10 bin feetten cekilen bir fotograf ve makaleden sonra kafasina yerlesiyor. O zaman 27 yasinda olan genc Wyatt, kendini bu konuyu arastirmaya veriyor ve konuyla ilgili tum kaynaklari didik didik ediyor yogun cabalarin ardindan 1977 yilinda da esi ve iki oglu ile Turkiye’ye ayak basiyor. Istanbul’dan Ankara’ya otobusle oradan da trenle Dogubeyazit’a gecen Wyatt zorlu bir yolculugun ardindan Uzengili Koyu yakinlarindaki gemiye benzeyen bolgeye ulasiyor. Ve yillar surecek arastirmalar da basliyor.
Kitabi, Sultan’s Table’a yemege gelen muze gorevlilerinden birisi birakmis nasilsa Turk restauranti, ilgi ceker diye. Kitabi karistirdiktan sonra hemen internete girdim ve konuyla ilgili diger detaylari gozden gecirdim. 6 yildir yasadigim Nashville’e bir saat uzaklikta adeta ulkemin bir parcasi olan bu mekani gormeliydim zaman gecirmeden. Hemen, en az benim kadar benzer konulara ilgi duyan TSU’de gorevli arkadasim Docent Doktor Ali Safak Sekmen’i arayip, “Hocam senin de ilgini cekecek bir konu var bu pazar oraya gidelim. Burnumuzun dibinde, Turkiye’den binlerce kilometre uzakta Amerika’nin bir guney kasabasinda Agri Dagi’ndan kareler var ” dedim. Safak hoca beni sasirtmadi ve 20 Mayis Pazar gunu I-65 numarali Hwy uzerinden Nashville’in guneyine dogru yola ciktik.
Bir saati bulan yolculugun ardindan karsimiza cikan yer oyle bildik muzeler gibi degildi kuskusuz. Oyle bir yer beklemiyorduk zaten internetten de gordugumuz icin. Ron Wyatt’in olumunden once insaa ettirdigi binada Wyatt’in Agri, Misir, Israil ve Kizildeniz’deki arastirmalari video goruntuler ve fotograflar esliginde anlatiliyor.
Bes dolar odeyerek girdigimiz binada dikkatimizi bir Turk bayragi cekiyor hemen Ron Wyatt ve Agri Dagi fotograflarinin uzerinde asilmis olarak duran. Wyatt Archaeological Research Center’in Baskani Richard Rives karsiliyor bizi ve Turk oldugumuzu ogrenince sanki hemserileri ile karsilasmis gibi heyecanlaniyor. Rives, Wyatt hayatta iken onunla birlikte calismis ve zaman zaman yine Turkiye'ye gidip geliyor. Amerika’nin bu issiz kasabasinda Agri Dagi diyarindan birilerini gormek hosuna gidiyor ve hemen derdini anlatmaya basliyor. Rives, ilk yaptiklari arastirmalarin uzerinden yillar gectigini, gemi kalitinin bulundugu bolgede son teknolojik imkanlarla yeniden bir radar taramasi yapmak istediklerini ancak Ataturk Universitesi’nin kendilerine olumsuz yanit verdiginden yakiniyor ve bizden yardimci olup olamayacagimizi soruyor. Kazi yapilmayacagini ve cevreye bir zarar verilmeyecegini onemle vurguluyor. Biz de kendisine Houston'daki Turkiye Konsoloslugu ile temasa gecmesini, bu konuda yardimci olabilecegimizi soyluyoruz.
Iceride ilk olarak Ron Wyatt’in Agri Dagi’ndan baslayarak Ortadogu’nun cesitli bolgelerinde yaptigi arkeolojik arastirmalarin video goruntulerini izliyoruz. Video izletilen salon tamamen Agri Dagi’ndaki calismalar, Wyatt’in bulmayi hayal ettigi Nuh’un gemisinin maketi ve tufani tasvir eden resimlerle dolu. Duvarlarda, calismalarin yapildigi donemde Turk basininda cikan haberler de hemen dikkati cekiyor.
Iki salondan olusan muzedeki gezimiz uzun surmuyor ve Mr Rives Nashville’deki Turk toplumunu konudan haberdar etmemizi ve Agri Dagi’nda tekrar arastirma yapmak icin yardimci olmamizi isteyerek bizi sicak sekilde ugurluyor, Ron Wyatt’in esi Mary Nell Wyatt tarafindan kaleme alinan “The Boat-Shaped Object on Doomsday Mountain” Is This the Remains of Noah’s Ark? kitabini ve arkeolojik calismalardan olusan cd setini de vermeyi ihmal etmeden. Safak hoca ile Turkiye'nin bir kosesini ziyaret etmiscesine hos duygurlarla Cornersville'den ayriliyor Nashville'e dogru yola cikiyoruz.
Amerikalı arkeoloğun Türkiye sevdası
Ömrunu kutsal kitaplarda anlatılan bazı olaylarin izlerini surmeye adayan Ron Wyatt'in yasaminda Nuh'un gemisi ilk sirayi aliyor. Nuh'un gemisini arastirirken Turkiye'ye sevdalanan Wyatt,Tennessee Cornersville'de actigi muzenin bir kosesine Türk bayragi asmayi da unutmamis. Bayragin altinda Wyatt ile gemi kalıntısinın fotoğrafi var.
Kalıntılar Nuh'un gemisine mi ait?
Ron Wyatt’in esi Mary Nell Wyatt tarafindan kaleme alinan “The Boat-Shaped Object on Doomsday Mountain” Is This the Remains of Noah’s Ark? kitabı Ron Wyatt'in konuya ilgi duydugu 1960 yilindan basliyor ve bugüne kadar yapılan çalışmaları A'dan Z'ye okuyuculara aktarıyor. Ron Wyatt arastirdigi kalintilarin Nuh'un gemisine ait olduguna inaniyor. Eger bu Nuh'un gemisi degilse o zaman ortada baska bir sir dolu geminin kalintisi var.
Perşembe, Mart 01, 2007
Amerika’da bir hoş sada
Yüzyillar once Anadolu'dan dünyaya ışık saçan gönüller sultanı, hosgörü timsali Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin yasami, felsefesi, dünya ve ahirete iliskin görüsleri bugün dünyanın birçok köşesinde insanların ilgi odagi olmuş durumda. Mesnevi’den parcalar halinde bircok dile cevrilen beyitleri basta Amerika olmak uzere bircok ülkede onemli bir satis grafigi izliyor. Bu yılın ayrıca bir özelligi var. UNESCO(Birlesmis Milletler Egitim Bilim ve Kultur Teskilati) 2007’yi büyük üstadin 800 dogum yıldönümü nedeniyle tum dunyada “Mevlana Yılı” olarak kutlama kararı aldı. Yıl boyunca bircok ülkede etkinlikler yapilacak. 9 dile cevrilmis olan Mesneviler, Konya Buyuksehir Belediyesi’nin destegi ile yil sonuna kadar toplam 20 dile daha cevrilecek. Kuskusuz dunyanin ve ulkemizin barisa, hosgoruye ve sevgiye en cok ihtiyac duydugu bir dönemdeyiz. Mevlanalar’in, Haci Bektaslar’in, Yunus Emreler’in dunyaya dostluk, baris, sevgi ve hosgoru yaydiklari Anadolu topraklarinda bugun yasananlar ise çok düşündürücü. İnsanın içi sızlıyor. Mevlana Yılı bu nedenle daha bir anlam kazaniyor, basta biz Turkiye toplumu olmak uzere tüm insanlik icin. Hayatını, “Hamdim, pistim, yandim” sozleri ile özetleyen Mevlana, insanlığı Hak yoluna, iyilige, güzellige, dostluga ve aşka davet ederken hic ayrim yapmaz, kin ve öfkeden eser yoktur geniş gönlünde. Çağrisi ictendir… Arayis icindeki ruhlar, yorgun gönüller onun dusunceleriyle, ögütleriyle huzur bulur.
İnsanliğa altın değerinde yedi öğüt verir Mevlana;
Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol...
Sefkat ve merhamette günes gibi ol...
Başkalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol...
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol...
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol...
Hoşgörülükte deniz gibi ol...
Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Yıllar once Uluslararasi Bursa Festivali’nde izleme sansi yakaladigim sema gosterisini bu kez dunyanin bir baska köşesinde izleyecegim herhalde aklima gelmezdi. Anadolu’nun Konyasi’ndan binlerce kilometre oteden ayagimiza kadar gelen sema grubunun 20 Subat aksami Tennessee Performing Arts Center’daki gosterisi ana vatandan uzaklarda ruhumuza taze bir nefes verdi, yorgun gönüllerimizi dinlendirdi. Nashville’de “hoş bir sada” olarak kalan sema gosterisini 200’e yakini Müslüman olmak üzere yaklasik 600 kisi izledi. Gösteriden sonra bize Mevlana ve felsefesıyle ilgili sorular yonelten Amerikalilar sema gosterisinden cok etkilendiklerini hele neyzenin kendilerini mest ettigini soylediler.
Gel, gel
Yine gel,
Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel…
Bizim dergahimiz umutsuzluk dergahi degildir
Yuz kere tovbeni bozmus olsan da yine gel…
Yine gel,
Kafir, mecusi, putperest olsan da yine gel…
Bizim dergahimiz umutsuzluk dergahi degildir
Yuz kere tovbeni bozmus olsan da yine gel…
İnsanliğa altın değerinde yedi öğüt verir Mevlana;
Cömertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol...
Sefkat ve merhamette günes gibi ol...
Başkalarinin kusurunu örtmede gece gibi ol...
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol...
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol...
Hoşgörülükte deniz gibi ol...
Ya oldugun gibi görün, ya göründügün gibi ol.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
İnsan öncelikle kendi kusurlarını düzeltmeye çalışmalı, başkalarının ayıbını görmemelidir. Başkasında kusur arayanlar, kınadıkları hale mutlaka kendileri de düşerler
Kamil odur ki; koya dünyada bir eser,
Kamil odur ki; koya dünyada bir eser,
Eseri olmayanın, yerinde yeller eser.
Yıllar once Uluslararasi Bursa Festivali’nde izleme sansi yakaladigim sema gosterisini bu kez dunyanin bir baska köşesinde izleyecegim herhalde aklima gelmezdi. Anadolu’nun Konyasi’ndan binlerce kilometre oteden ayagimiza kadar gelen sema grubunun 20 Subat aksami Tennessee Performing Arts Center’daki gosterisi ana vatandan uzaklarda ruhumuza taze bir nefes verdi, yorgun gönüllerimizi dinlendirdi. Nashville’de “hoş bir sada” olarak kalan sema gosterisini 200’e yakini Müslüman olmak üzere yaklasik 600 kisi izledi. Gösteriden sonra bize Mevlana ve felsefesıyle ilgili sorular yonelten Amerikalilar sema gosterisinden cok etkilendiklerini hele neyzenin kendilerini mest ettigini soylediler.
Salı, Şubat 27, 2007
Uzay Müzesi ve Roket Merkezi

Bugun sizlere Alabama eyaletinin Huntsville kentindeki NASA Uzay Muzesi ve Roket Merkezi'nden sozedecegim. Cocuklugumuzda izledigimiz filmlerle baslayan uzayi tanima surecinde hangimiz ilgi duymamistir ki dunyanin otesindeki bilinmeyen derinliklere. Buyuk bir sirdir bu biz insanoglu icin henuz cozemedigimiz. Bes duyunun da otesine uzanan bir bilinmezlik. Bu yuzden Amerika'da en cok ilgimi ceken yerlerin basinda NASA'nin degisik kentlerdeki uzay merkezleri olmustur. Nashville'e yaklasik 2 saat uzakliktaki Huntsville de bu kentlerden birisi. Amerika II. Dunya Savasi'nin ardindan uzay calismalarina ilk bu kentte baslamis, uzaya gonderilecek roketler bu merkezde yapilmis. Su anda bu merkezde herhangi bir aktivite yok, sadece ilk uzay calismalarina iliskin malzemeler, roketler ve envanterden cikarilan ilk uzay mekigi "Pathfinder" sergileniyor. Merkezde ayrica Amerikan ordusunda kullanilan roketlerden ornekler de muzeye gelenlerin ilgisine sunuluyor. Insanoglunun basit roket calismalarindan, uzay mekigine kadar uzanan uzay seruveni konusunda bilgilendikten sonra uc boyutlu sinema ekrani uzerinde uzayin derinliklerine dogru yol almaya basliyorsunuz. Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden firlatildiktan sonra Uluslararasi Uzay Istasyonu'na ugrayip oradaki astronotlarin yasamini gorup Ay'a ugruyor, ardindan Mars'a ayak basiyorsunuz. Simulatorde uzay inis ve kalkisini tamamladiktan sonra bu kez Apollo serisi uzay calismalarindan geriye kalan roketlerin sergilendigi Roket Bahcesi cikiyor karsiniza. Devasa roketleri ve onlari calistiran sistemleri hayranlikla izledikten sonra karsiniza bu kez ilk uzay mekigi "Pathfinder" cikiyor. Ucustan kaldirilan "Pathfinder" artik muzeye gelenleri karsiliyor gorevini tamamlamis olmanin gururuyla. Muzenin bir baska kosesinde de Amerika'nin Bosna savasi sirasinda Sirplar tarafindan dusurulen ve tum sirlari desifre olan "hayalet ucak" "Stealth" sergileniyor.
Cumartesi, Şubat 17, 2007

Selam ve sevgiler
Merhaba...Insanoglunun ates ve dumanla baslayip guvercinlerle devam eden iletisiminde buyuk bir devrim yasaniyor kuskusuz. Yillar once soyleseler, "hadi canim sende" deyip gececegimiz bircok teknolojik imkan artik yasamimizin ayrilmaz parcasi olmus durumda. Dunyanin bir ucunda hapsiran bir insanin sesi aninda oteki ucundaki insana ulasiyor tum ayrintilari ile. Eskiden aylari bulan mektupla haberlesmelerin yerini saniyesinde karsi tarafa ulasan iletiler aldi. Dunya kucuk bir koyden ibaret internet agi sayesinde. Sansurun de sadece adi kaldi. Bir yerde sansurlenen bir habere bir bicimde ulasmak artik zor degil. En bildik isimlerin yatak odalari bile burnumuzun ucuna kadar sokuluyor internette.
1987 yilinda Bursa'da basladigim gazetecilik yasamim suresince basdondurucu teknolojik gelismelere tanik olduk. Tipo baskili gazetede calismadik ama tipo baskiyi gorduk o donemdeki Marmara gazetesinden. Sanirim, Anadolu'nun bazi kucuk yerlesim birimlerinde halen vardir tipo baskiyla cikarilan gazeteler. Hic unutmam, 1989 yilinda yasanan maden faciasiyla ilgili gelismeleri izlemeye gittigim Merzifon Yeniceltek'te cektigim fotograflari Anadolu Ajansi'ndan "telefoto" ile Bursa'ya yollamam saatlerimi almisti. Oysa simdi Mars'ta cekilen bir fotograf saniyelerle OLAY gazetesinin bilgisayar ekranina dusuyor. Hergun yenilenen teknoloji yasamimizin ayrilmaz bir parcasi olunca ben de yaklasik 6 yildir bulundugum Amerika'dan sizlere internet ortamindan seslenme ihtiyaci duydum. Ozellikle yasamimin 16 yilini gecirdigim Bursa'daki arkadaslarimla buradan hasret gidermek istedim. Yasamimdan kesitlerin yeraldigi bu sayfada sizlerle cesitli konulara iliskin goruslerimi de paylasacagim, paylasmak istedikleriniz, onerileriniz olursa onlara yer verecegim. Her yasam bir hikaye... Ben de bu hikayenin kimi sayfalarini aralayacagim sizlere.
Saglik ve mutluluk dileklerimle
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)