Salı, Şubat 27, 2007

Uzay Müzesi ve Roket Merkezi

Bugun sizlere Alabama eyaletinin Huntsville kentindeki NASA Uzay Muzesi ve Roket Merkezi'nden sozedecegim. Cocuklugumuzda izledigimiz filmlerle baslayan uzayi tanima surecinde hangimiz ilgi duymamistir ki dunyanin otesindeki bilinmeyen derinliklere. Buyuk bir sirdir bu biz insanoglu icin henuz cozemedigimiz. Bes duyunun da otesine uzanan bir bilinmezlik. Bu yuzden Amerika'da en cok ilgimi ceken yerlerin basinda NASA'nin degisik kentlerdeki uzay merkezleri olmustur. Nashville'e yaklasik 2 saat uzakliktaki Huntsville de bu kentlerden birisi. Amerika II. Dunya Savasi'nin ardindan uzay calismalarina ilk bu kentte baslamis, uzaya gonderilecek roketler bu merkezde yapilmis. Su anda bu merkezde herhangi bir aktivite yok, sadece ilk uzay calismalarina iliskin malzemeler, roketler ve envanterden cikarilan ilk uzay mekigi "Pathfinder" sergileniyor. Merkezde ayrica Amerikan ordusunda kullanilan roketlerden ornekler de muzeye gelenlerin ilgisine sunuluyor. Insanoglunun basit roket calismalarindan, uzay mekigine kadar uzanan uzay seruveni konusunda bilgilendikten sonra uc boyutlu sinema ekrani uzerinde uzayin derinliklerine dogru yol almaya basliyorsunuz. Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nden firlatildiktan sonra Uluslararasi Uzay Istasyonu'na ugrayip oradaki astronotlarin yasamini gorup Ay'a ugruyor, ardindan Mars'a ayak basiyorsunuz. Simulatorde uzay inis ve kalkisini tamamladiktan sonra bu kez Apollo serisi uzay calismalarindan geriye kalan roketlerin sergilendigi Roket Bahcesi cikiyor karsiniza. Devasa roketleri ve onlari calistiran sistemleri hayranlikla izledikten sonra karsiniza bu kez ilk uzay mekigi "Pathfinder" cikiyor. Ucustan kaldirilan "Pathfinder" artik muzeye gelenleri karsiliyor gorevini tamamlamis olmanin gururuyla. Muzenin bir baska kosesinde de Amerika'nin Bosna savasi sirasinda Sirplar tarafindan dusurulen ve tum sirlari desifre olan "hayalet ucak" "Stealth" sergileniyor.

Cumartesi, Şubat 17, 2007


Selam ve sevgiler


Merhaba...Insanoglunun ates ve dumanla baslayip guvercinlerle devam eden iletisiminde buyuk bir devrim yasaniyor kuskusuz. Yillar once soyleseler, "hadi canim sende" deyip gececegimiz bircok teknolojik imkan artik yasamimizin ayrilmaz parcasi olmus durumda. Dunyanin bir ucunda hapsiran bir insanin sesi aninda oteki ucundaki insana ulasiyor tum ayrintilari ile. Eskiden aylari bulan mektupla haberlesmelerin yerini saniyesinde karsi tarafa ulasan iletiler aldi. Dunya kucuk bir koyden ibaret internet agi sayesinde. Sansurun de sadece adi kaldi. Bir yerde sansurlenen bir habere bir bicimde ulasmak artik zor degil. En bildik isimlerin yatak odalari bile burnumuzun ucuna kadar sokuluyor internette.
1987 yilinda Bursa'da basladigim gazetecilik yasamim suresince basdondurucu teknolojik gelismelere tanik olduk. Tipo baskili gazetede calismadik ama tipo baskiyi gorduk o donemdeki Marmara gazetesinden. Sanirim, Anadolu'nun bazi kucuk yerlesim birimlerinde halen vardir tipo baskiyla cikarilan gazeteler. Hic unutmam, 1989 yilinda yasanan maden faciasiyla ilgili gelismeleri izlemeye gittigim Merzifon Yeniceltek'te cektigim fotograflari Anadolu Ajansi'ndan "telefoto" ile Bursa'ya yollamam saatlerimi almisti. Oysa simdi Mars'ta cekilen bir fotograf saniyelerle OLAY gazetesinin bilgisayar ekranina dusuyor. Hergun yenilenen teknoloji yasamimizin ayrilmaz bir parcasi olunca ben de yaklasik 6 yildir bulundugum Amerika'dan sizlere internet ortamindan seslenme ihtiyaci duydum. Ozellikle yasamimin 16 yilini gecirdigim Bursa'daki arkadaslarimla buradan hasret gidermek istedim. Yasamimdan kesitlerin yeraldigi bu sayfada sizlerle cesitli konulara iliskin goruslerimi de paylasacagim, paylasmak istedikleriniz, onerileriniz olursa onlara yer verecegim. Her yasam bir hikaye... Ben de bu hikayenin kimi sayfalarini aralayacagim sizlere.
Saglik ve mutluluk dileklerimle

Cuma, Şubat 16, 2007

Rüzgar enerjisi (Wind Energy) San Francisco'ya yaklasirken bir anda karsimiza cikiveren dev pervaneler Ispanyol yazar Cervantes'in, "Don Kisot ve yeldegirmenleri ile savas"ini animsatti ortaokul yillarindan. Uzaktan sira sira dizili duran pervanelerin biri duruyor digeri donmeye basliyor sanki Don Kisot ile yardimcisi Şanso Panco’ya meydan okuyorlardi. Ilk bakista ucbes tane gorunen ruzgar tiribunler yolun ilerisinde birden yuzleri buluverdi. Pervanelerin biri duruyor digeri calisiyordu birbirine nobeti devreden askerler gibi. Pervaneler San Francisco’ya hosgeldiniz dercesine el salliyordu bize.
Temiz olmasi nedeniyle gelecek vaadeden ruzgar enerjisi bugun bircok ulkede kullaniliyor. Danimarka elektrik tüketiminin yüzde 10'unu ruzgar enerjisinden sagliyor. Gunumuzde dunyada kullanim orani cok dusuk olmasina karsin, 2020 yilinda dunya elektrik talebinin yuzde 12'sinin ruzgar enerjisinden karsilanmasi icin calismalar yapiliyor. Ruzgar gucunden en cok yararlanan ulkeler sirasiyla Almanya, Ispanya, ABD, Danimarka, Hindistan, Hollanda, Italya, Japonya, Birlesik Krallik ve Cin. California'da 2004 yilinda ruzgardan uretilen 4 milyar 258 milyon kilovat saat elektrik eyaletteki toplam elektrik uretimin yuzde 1.5'unu olusturuyor. California'da bulunan 13 binden fazla ruzgar tirubunu San Francisco, Los Angeles ve Bakersfield bolgelerinde kurulu.
Internetten soyle bir arastirdim Turkiye’de durum ne diye? Elektrik Isleri Etut Idaresi’nin bu konuda calismalari devam ediyor. Gokceada’da baslatilan calismalar Turkiye’nin degisik noktalarina devam ediyor ve Turkiye’nin ruzgar atlasi cikarilarak uygun yerler tesbit ediliyor. Konuya ilgi duyanlar
www.eie.gov.tr adresinden gerekli ayrintili bilgilere ulasabilirler.

Salı, Şubat 06, 2007


Santa BarbaraSanta Barbara Pasifik kiyisinda Los Angeles'in bir saat kuzeyinde sirin mi sirin bir sahil kasabasi. Dagcilik, yuruyus, su sporlari ve geceleri senlenen eglence mekanlariyla yerli ve yabanci turistlerin Amerikalilar'in nefes aldigi yerlerden birisi.
Doga, San Francisco-Los Angeles arasindaki kiyi seridinde comertligini de esirgemiyor insanoglundan. Orman ve denizin icice gectigi bu bolgede yolculuk ayri bir zevk. Guzergahimiz uzerindeki ilk durak Avila Beach. Evleri, sokaklari ve sahili ile kentten, stresten bunalan insanlarin soluklanacagi bir mekan. Beldeye adim atar atmaz ozlem dolu yuregim bu kez Bursa’ya uzandi ve Trilye’yi, o sirin Bursa beldesini animsadim. Beldenin tek cafe-restaurantinda karnimizi hamburgerle doyurup Anatolia Turkish Restaurant'taki Amerikali garson arkadasim Greg’in “mutlaka gidin” dedigi Santa Barbara’ya dogru hareket ediyoruz. Ulkenin kuzeyinde, orta kesimlerinde kis hukum surerken Pasifik kiyisi bahari karsiliyordu.
Meksika sınırındayızSan Diego Amerika'nın güneybatı köşesinde Meksika sınırına cok yakın şirin bir kent. Kentin dokusu, evlerin yapısı bizim güney illerinden farklı değil. İklim de ona keza bir Antalya gibi sıcak mı sıcak. Kış ortasında Pasifik Okyanusu'nda kulaç atanlar eksik değil. Tom Cruise'in meşhur "Top Gun" filminin çekildigi mekan da San Diego'daki donanma ussu. Bu bolgede nereye adim atsaniz Ispanyolca isimler karsiliyor sizi. Yerlesim birimleri, sokak ve cadde isimleri hepsi bu topraklarin onceki sahiplerinden kalma. Amerikalilar da degistirme geregi duymamis. Bolgede onemli bir Meksikali nufusu yasiyor. Buyukce bir Meksika bayraginin dalgalandigi sinir kenti Tijuana'ya yaklastigimizda Amerika'nin bu ulkeden kacak gecisleri engellemek icin insaa ettigi duvari da yakindan gorme firsati oldu. Duvarin cok etkili olacagini soylemek zor. Bugun Amerika'da yasayan yaklasik 12 milyon kacak gocmenin 10 milyondan fazlasi Meksikali. Iki ulke sinirindan gecisler o kadar yogun ki Amerika'ya calismaya gelen Meksikalilar 5-6 ay ya da bir yil calistiktan sonra ulkesine donuyor daha sonra tekrar ayni yollardan Amerika'ya geliyor. Arkadasim Erhan'la ciktigimiz gezi sirasinda gocmen burosu ekiplerinin yaklasik 700 kacak Meksikali'yi yakalayip bunlarin yaridan fazlasini sinirdisi ettigini digerlerinin ise isledikleri bazi adli suclar nedeniyle cezaevine konulduklarini gazetelerden okuduk.